Genel 37 Kez Okundu 0

Şiddet içerikli görüntüler neden ilgimizi çekiyor

İnternet dünyası günden güne genişleyen bir derya ve her yeni günde karşımıza şiddet içerikli görüntüler de çıkıyor. Peki, bu görüntülerden ‘gerçekten’ kaçınmayı neden istemiyoruz?

Facebook, Twitter ve YouTube gibi mecraların geçmişte olmasından çok daha sıkı filtrelere ve kurallara geçmesiyle internetteki şiddet içerikli görüntüler de bir yönden ‘yeraltına’ çekildi. Fakat halen LiveLeak gibi bir grup sitelerde gerektiğince rahatsız edici görüntülere rastlamak mümkün.

Yine de kazayla tıkladığımız ve istemsizce ‘maruz kaldığımız’ şiddet içerikli, hem de bazısı iğrenç videoları bu denklemin dışında bırakırsak; özgür irademizle görmek istediğimiz, rahatsız olacağımızı bile bile tıkladığımız içerikler de yok değil. Peki, bunun gerekçesi ne? Kabuslarımızın en karanlık anlarında başımıza bela olacağını bile bile bu görüntüleri görmeyi neden istiyoruz?

Antropolog Frances Larson, bu hususta aniden çok fikirle karşımıza çıkıyor. 2014’te James Foley’in IŞİD doğrulusunda vahşice katledilişinin canlı yayını üzerinden örneklemelerde bulunuyor. Larson’un açıklamaları şu şekilde:

“Ağustos 2014’te Birleşik Krallık’ta oluşturulan bir ankete göre James Foley’nin başsının kesilişini yayımlandığı tarihten itibaren birkaç gün içersinde aşağı yukarı 1.2 milyon şahıs izlemiş. Ve bu yalnızca Britanya’da. Kasım 2014’te ABD’de oluşturulan benzer bir ankete göre ankete katılanlardan yüzde 9’u baş kesme videoları izlemiş ve yüzde 23’ü de videoları izlemiş ancak ölüm sahnesi gösterilmeden derhal evvelce kapatmışlardı.”

Larson’a göre sanal ortam, insanların empatiden en çok yoksunlaştığı yer. Buna göre insanlar bu tür görsel ve videolarda iki doğrultu belirliyor. Kurban ve izleyici; yani kendisi. Larson, açıklamalarına şu şekilde devam ediyor:

“Bu ayrılık hissi -yani başka insanlardan ve eylemin kendisinden ayrı hissetme- şiddet sahibi olan görüntüleri izleyebilmemizde mühim bir rol oynuyor. İnternetin kopukluk hissi oluşturarak bize şahsi etik sorumluluğumuzu yok saydırdığı çoğu teknik var. Çevrimiçi aktivitemiz genellikle gerçek hayatla karşılaştırılıyor, online yaptıklarımız daha az gerçekmişçesine. Çevrimiçi olarak etkileşimde bulunduğumuzda kendimizi eylemlerimizden daha az sorumlu hissediyoruz. Bir anonimlik hissi, bir görünmezlik hissi var ve bu yüzden davranışlarımızdan daha az sorumlu hissediyoruz.”

Elbette bu büyük çoğunluğa ithaf edilen bir davranış biçimi. Bir kısım izleyici de bu tür videoları masum doğrultuda olmanın nasıl bir his olduğunu hatırlamak ve iyi oluşunu hatırlama talebi duyduğu amacıyla izliyor. Konuyla alakalı son olarak Wired’da “IŞİD’in insanların başsını keserek idam ettiği korkunç videoları izlemekten namacıyla kendimi alamıyorum?” adlı makalesiyle ilgi çeken Brianna Snyder’a kulak verelim:

“Sanırım ölümden çok korkuyorum ve ölüm videolarını izlemek konusu ile alakalı obsesifleştim. Bu videoları izleyerek ölüm anını anlamaya çalışıyorum. Ölümün ne derece can yakıcı olma ihtimalini kavramaya çalışıyorum. Öleceğim vakit ne derece korkmuş, üzgün ve öfkeli olacağım diye düşünüyorum.”

{Ali TEMEL}

2005 yılında bilgisayar ve web merakı ile başlayan, birçok firma bünyesinde çalışarak kendini geliştirerek 2013 yılında ilk şirketini kurmasıyla şekillenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

güvenlik kamera sistemleri