Bilim 21 Kez Okundu 0

Öldükten Sonra Bilincin Açık Kaldığını Keşfettiler

Ölüm gerektiğince merak edilen, fakat bir o kadar da esrarengiz bir konu. Bu mevzuya çoğu değişik yaklaşımla bakılmış olsa da, bilimsel olarak ölüm ardından ile alakalı çok bir şey bilindiği söylenemez. Ancak oluşturulan araştırma, mevzuya bazı açıklıklar getiriyor.

“Öldükten sonra ne olur?” sorusu, belki de binlerce senedir insanların başını kurcayalan sorular arasında. Birçok dini inanış, insanların bu dünyadaki eylemlerine göre yargılanacağı, asıl hayatın ise öldükten sonra başlayacağı konusu ile alakalı benzer yapılara sahip.

İşe yalnızca bilimsel olarak yaklaşıldığında ise genel kanı, öldüğünüzde sizinle alakalı her şeyin sizden kaybolacağı, bilincin biteceği yönünde. Peki her şey bu kadar hadise olabilir mi? New York’taki Stony Brook Üniversitesi’ndeki incelemelere göre bunun yanıtı hayır.

Üniversitenin tıp fakültesindeki araştırmacılar, insanın beyin aktivitesinin, ölümden sonra -kısa olsa da- hala çalıştığını gösteren ispatlar buldular. Bu da demek oluyor ki, kalp atmayı bırakmış olsa da ölen şahıs öldüğünün farkında. Bilim insanları, ölen şahısnın kendine “ölü” diye seslenildiğini de bildiğini söylüyor.

Ölüm süreyi, genelde kalbin durduğu vakitte açıklanır. Kalp durunca bedene kan pompalanmadığı, ve natural olarak da betekrar ulaşmadığı için, şahıs beyin reflekslerini (yutkunma ve göz bebeklerinin hareket etmesi gibi) neredeyse hemen kaybediyor.

Beynin düşünme alanı olan serebral korteks de bu sırada yavaşlamaya başlıyor ve bu 2 ila 20 saniye arasında sürebiliyor. Bu süreçten sonra beyin dalgaları monitörde görünmüyor olsa da, serebral korteksin tamamiyle ölmesi kalp atmayı bıraktıktan sonra saatler sürebiliyor.

Araştırmacı ekip, hem Avrupa’daki hem de ABD’deki kalp krizi vakalarını inceleyerek, ölüm ardından bilincin kapanmadığı bilgisine ulaştılar. Kalp krizinden kurtulmuş olanlar, kendilerinin “teknik olarak ölü” kabul edildikleri süreyi çok net hatırladıklarını da söylüyorlar.

Araştırmacı ekibi yöneten Doktor Sam Parnia, konuyla alakalı olarak LiveScience’a şu açıklamaları yaptı:

“Onlar, doktorların ve hemşirelerin kendilerine ne yaptığını, o sırada neler konuştuklarını, çevrede neler olup bittiğini çok doğru biçimde açıklayacaklardır. Kişinin ölü olarak ilan edilmesi, yalnızca kalbinin tamamiyle durup durmamasına bağlı. Eğer yeteri kadar kalp masajı yapıp kalbi tekrar çalıştırmaya başlarsanız, yavaş yavaş beyin de tekrar çalışmaya başlayacaktır.

Kalp masajının vakiti uzarsa ve tekrar de netice alınamazsa, bu beyin hücrelerini öldürmeye devam edecektir; yalnızca daha yavaş bir hızda. Genelde olan şey ise bu tarz “geri dönüşleri” deneyimleyenlerin daha pozitif olarak yaşama devam etmeleri. Mesela başkalarına yardımcı olmaya daha istekli olmaları gibi.

Ölümle karşılaştıkları amacıyla hayatta daha derin anlamlar buluyorlar. Ancak anılarının büyülü bir biçimde canlanması gibi bir hadise gerçekleşmiyor. O yalnızca filmlerde olur.”

Bu araştırma, vakit geçtikçe resüsitasyon (kalp masajı) niteliğini iyileştirmeyi amaçlarken; kalbin tekrardan çalıştırılması esnasında beyinde gerçekleşebilecek mümkün problemleri azaltmaya çalışıyor.


{Ali TEMEL}

2005 yılında bilgisayar ve web merakı ile başlayan, birçok firma bünyesinde çalışarak kendini geliştirerek 2013 yılında ilk şirketini kurmasıyla şekillenmiştir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir