Bilim 234 Kez Okundu 0

Mars’a ilk yolculuk 2 yıl gecikebilir

Malatya’daki Robocot 2018’e katılan NASA’nın ve Mars programının kadrolu tek Türk yöneticisi Sırrı Oğuz, “Mars’a yolculukta ilk büyük aşaması 2021’de atacağız, fakat 2030 hedefinde 2 sene gecikme yaşayabiliriz” dedi. Oğuz, Türkiye’nin uzay çalışmalarıyla alakalı olaraksa “Ben Türkiye’nin de bir gün uzay projelerinde aktif olarak yer almasını çok isterim. Bu ülkenin yetiştirdiği bir bilim insanı olarak bilgi ve deneyimlerimi paylaşmaktan da ilaveten büyük haysiyet duyarım” açıklamasını yaptı.

İnönü Üniversitesi doğrultusunda Malatyalı İşadamları Derneği (MİAD), Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Yeşilvatan Belediyesi’nin desteği sayesinde üçüncüsü düzenlenen ROBOCOT 2018 Bilim Şenliği’ne bu sene Avrupa, Amerika, Asya ve Avustralya kıtalarından Türk bilim insanları katıldı.

NASA, MIT, OXFORD VE SİLİKON VADİSİNDEN KATILIM

NASA’nın ve Mars programının kadrolu tek Türk yöneticisi Sırrı Oğuz, Japonya Osaka University’den Ayonix kurucusu Sadi Vural, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Dortmund University of Technology’den Prof. Yılmaz Uygun, İsviçre Fribourg University’den Prof. Dr. Ali Coşkun, Oxford University’den Emre Eren Korkmaz ile Avustralya CSIRO’dan Dr. Hilkat Özgün Robocot Malatya 2018’de bilgi ve birikimlerini gençlerle paylaştı.

Robocot 2018 amacıyla Malatya’ya gelen Sırrı Oğuz, sistem sorumlusu bulunduğu Orion Projesi ve Mars Programı ile alakalı değerlendirmelerde bulundu. Mars’a yolculuğun süreyi geldiği vakit yapılacağını bildiren Oğuz, “Fakat çoğu bireyin sandığı gibi işimiz hiç de basit değil. Mars’a gidecek aracın insansız uçuşlarını 2021’de başlatarak hazırlık çalışmaları ardından ilk büyük aşaması atacağız. Bu çok mühim bir aşama. Daha sonra 2022’de ise insanlı uçuşlara geçeceğiz. Fakat uzay aracının hazır olması her şeyi çözmüyor. Mars görevine gidecek astronotlar 6 ay süresince yer çekimsiz ortamda seyahat edecekler. Yolculuk süresince radyasyona maruz kalacaklar. Tüm bu problemlerin çözümü kuşkusuz vakit alıyor. Bu amaçlarla NASA‘nın 2030’da öngörülen Mars yolculuğu kanaatimce bir-iki senelik rötarla fakat 2031 ya da 2032’de yapılabilecek” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE DAHA AKTİF OLMALI”

Sırrı Oğuz, Türkiye’yi de bilim amacıyla, insanlık amacıyla oluşturulan ve yapılacak projelerde görmek istediğinin altını çizdi. 15 ülkenin ortaklığı ile devam eden Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) projesini anımsatan Oğuz, “Bu projede yer alan ülkelerin üniversitelerinde uzay çalışmaları ile alakalı çok ciddi bir eğitim veriliyor. Ben Türkiye’nin de bir gün uzay projelerinde aktif olarak yer almasını çok isterim. Bu ülkenin yetiştirdiği bir bilim insanı olarak bilgi ve deneyimlerimi paylaşmaktan da ilaveten büyük haysiyet duyarım “ ifadelerini kullandı.

“BEYİN GÖÇÜ DEĞİL BEYİN GÜCÜ”

Avustralya Hükümeti Bilimsel Araştırma Merkezi’nde (CSIRO) görevli Dr. Hilkat Özgün ise son vakitlarda sıkça gündeme gelen ‘beyin göçü’ tartışmalarını değerlendirdi. Bilim insanlarının ve akademisyenlerin vatan dışını tercih etmesini ‘beyin göçü’ yerine ‘beyin gücü’ olarak değerlendirdiğini altını çizen Özgün, “Bizler vatan dışında edindiğimiz bilgi ve tecrübesi ülkemize taşıyoruz. Ben enerji depolama bölümünde çalışıyorum ve bu hususta TÜBİTAK ile sıksık işbirliği halindeyiz” dedi.

Avustralya’nın yükseköğrenim amacıyla bütün dünyadan öğrencilere kapılarını açtığını anımsatan Hilkat Özgün, Türkiye’den bu ülkeye öğrenci olarak gidenlerin yüzde 80’inin eğitimi değil, bir şekilde ülkede kalmayı hedeflediklerine ilgi çekti. Özgün, Türkiye’den Avustralya’yı tercih eden öğrencilere ülkedeki eğitim fırsatlarını değerlendirmelerini önerdi.

Oxford Üniversitesi Öğretim üyelerinden Dr. Emre Korkmaz ise, Türkiye’de eğitimin değerinin şimdilik tam olarak anlaşılamadığının altını çizdi. Çin, Birleşik Arap Emirlikleri gibi çoğu ülkede hükümetlerin Oxford Üniversitesi ile özel işbirliği anlaşmaları yaptığını izah eden Korkmaz, “Bir doğrultuda bu tür misaller varken diğer doğrultuda çok zorlu bir süreci geçerek yüksek lisans ya da hekime amacıyla Türkiye’den Oxford’a gelen arkadaşlarımız, ülkemizde burs bulmakta zorlanıyorlar. Biz burada onlar amacıyla internet üzerinden destek kampanyaları düzenliyoruz” ifadelerine yer verdi.

“SUYU GECE YAKALAYIP GÜNDÜZ KULLANACAĞIZ”

Robocot 2018’in konuklarından İsviçre Fribourg Universitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Coşkun ise dünyanın ve Türkiye’nin bir diğer bozukluğu olan küresel iklim değişikliğine ilgi çekti. Türkiye’nin su fakiri bir ülke bulunduğunu anımsatan Coşkun, “Gece nemli saatlerde atmosferden etkin bir şekilde suyu yakalayıp gündüz hava ısındığında kullanabileceğimiz bir proje geliştiriyoruz” dedi.

Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) ve Dortmund University of Technology’den Prof. Yılmaz Uygun da ‘sanayi 4.0’ın bir fırsat olarak değerlendirmesi gerekliliğini belirtti. Prof. Uygun, “Fakat bunun amacıyla Türkiye’de yeterli alt yapı, ekosistem yok. Ülkemizi ilerlemiş ülkelerle karşılaştırdığımızda bizim en mühim eksikliğimiz, dezavantajımız olarak öne çıkıyor. Bu amaçla sanayi 4.0’a ideal alt yapıyı oluşturup ardındannda üretime geçmeliyiz” diye konuştu. İHA


{Ali TEMEL}

2005 yılında bilgisayar ve web merakı ile başlayan, birçok firma bünyesinde çalışarak kendini geliştirerek 2013 yılında ilk şirketini kurmasıyla şekillenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir